Küçült Büyüt

Facebook'ta Gazetevatan'ın hayranı ol!..
 HABER DETAY  23.10.2007
 Yeni bir strateji
Amerikan istihbaratçıları ve özel kuvvetleri PKK’nın lider kadrolarına operasyonlar düzenler mi? Ruşen Çakır'ın analizi

BUNDAN SONRA?-1

Amerikan yönetiminin “bir-iki gün süre” istemiş olması çok önemli.
Anlaşılan işin vahametini artık tam anlamıyla kavramış durumdalar. Ama ne yapabilirler, orası şüpheli. Bağdat çevresi ve Sünni üçgen içinde çok çetin bir savaş sürdüren Amerikan ordusunun Kuzey’e kaydırılma ihtimali hemen hemen hiç yok. PKK’yı tasfiye etme görevinin, varlığıyla yokluğu belli olmayan “Irak ordusu”na havale edilmesi diye bir şey de olamaz.
Geriye Irak Kürtleri kalıyor. Ancak Barzani ve Talabani’nin sıcağı sıcağına yaptığı açıklamalar hiç ümit verici değil. Onlardan beklenebilecek en pozitif adım, PKK’yı yeniden “ateşkes”e ikna etmek olabilir ki bunun Ankara’yı tatmin etmesi imkansız. Geriye son bir şık kalıyor: Amerikan istihbaratçıları ve özel kuvvetlerinin PKK’nın bazı lider kadrolarına yönelik operasyonları. Yıllardır dile getirilen bu seçenek pekala gerçekleşebilir.
Böylesi bir durumda AKP hükümetinin ve Türk kamuoyunun belli bir rahatlama yaşayacağı kesindir, ama Türkiye’nin PKK sorununun bu tür yöntemlerle çözülemeyeceği de ortada. Hatta liderlik yapısına yönelik darbelerin PKK’yı daha da saldırganlaştırma ihtimali de var. Washington’un samimi olup olmadığını kısa süre içinde göreceğiz. Ama PKK’nın Türkiye’yi Irak’a çekmeye yönelik bir stratejisi varsa -ki olduğuna inanıyorum- terör örgütü her an yeni bir saldırıyla ABD’nin müdahale imkanını ortadan kaldırabilir.
Yani bu saatten sonra Türk Ordusu’nun Irak’a girmemesi pek mümkün gözükmüyor. Washington’un sürece dahil olması, belki bu operasyonun şeklinin, yönteminin ve süresinin değişmesine etkili olabilir. Sonuç olarak, sınır ötesi bir operasyonun Türkiye’ye yarardan çok zarar getirebileceğini inanan biri olmama rağmen, bu tartışmayı daha fazla uzatmanın anlamı olmadığını düşünüyorum. Galiba bundan sonra enerjimizi, Irak’a müdahalenin nasıl mümkün olduğunca kısa sürüp mümkün olabildiğince etkili olmasını sağlamaya hasretmemiz gerekecek.

Medyayı fırçalamak kolay

Olayın askeri boyutu üzerine konuşan çok. Bir gazeteci olarak, muhtemel bir sınır ötesi harekatın basın ve halkla ilişkiler boyutuna dikkat çekmek istiyorum. Önce Pazar gününü hatırlayalım: Başbakan Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek kameraların karşısına çıkar çıkmaz medyayı eleştirdiler. Belki suçlamalarında haklıydılar, medya, her zaman olduğu gibi yanlış yapmıştır. Ama ya kendileri? Hiç mi yanlış yapmadılar? Mesela Türkiye şehit haberleriyle sarsılırken neden hiçbir üst düzey yetkili ortaya çıkıp kamuoyunu bilgilendirmesi, yatıştırmadı? Çiçek’in “olayla ilgili sağlıklı bilgi bekliyorduk” açıklamasının bir aşamadan sonra hiçbir anlamı yok. Batı’da bu tür terör eylemleri olduğunda işlerin nasıl yürüdüğünü pekala biliyoruz. “Artık sözün bittiği noktadayız” diyerek, tam konuşulması gereken zamanda susmak olmaz.
Böylesi bir terör saldırısına karşı kendi halkıyla ve basınıyla iletişim kurmakta zorlanan bir yönetim, yarın sınır ötesi bir operasyon olduğunda bunu dünyaya nasıl anlatacak? Bazı bakanlar veya danışmanlar telefon açıp yabancı kanalların, gazetelerin, ajansların yöneticilerine, sahiplerine gözdağıyla karışık ricada mı bulunacaklar?
Artık her şey medya üzerinden yürüyor. Özellikle son dönemde PKK yabancı medyayı çok iyi kullanıyor. İlk Türk savaş uçağı Irak semalarında göründüğü andan itibaren Batı medyasında Türk Ordusu’nun “işgalci”, PKK’lıların da “özgürlük savaşçısı” olarak sunulacağını kestirebiliriz. Gerek PKK, gerekse Irak Kürtleri, bir operasyon durumunda tüm dünyayı bir enformasyon bombardımanına tutacaklardır.

Yeni bir strateji ihtiyacı

Buna karşı “Dert değil, bedeli neyse öderiz!” mi denecek yoksa medya savaşının kazanılması için de kollar sıvanacak mı? Medyaya gözdağı vermek, haber alma özgürlüğünü kısıtlamaktan başka formüller üretilecek mi?
Bu soruları yüksek sesle sormak, iletişim üzerinden iyice küreselleşen bir dünyada bizleri yönetenlerden çağdaş ve yepyeni bir medya stratejisi ve bunu hayata geçirebilecek kadrolar ve mekanizmalar beklemek hakkımız. Aksi takdirde operasyon başarılı olsa bile medyada pekala kaybedilebilir.



YARIN

* Teröre karşı savaş mı, teröre karşı
mücadele mi?
* ABD’nin altı yıllık stratejisinden
çıkarılacak dersler

Haber: Ruşen Çakır



        

 Gazetevatan.com Servisleri
Sitene Ekle Alexa Toolbar
XML/RSS WAP/PDA
 Haberi Paylaş
Google Yahoo Paylaş
Del.icio.us Digg StumbleUpon




 ADnet Reklam