Tarafsız olmasını bekledim. Yani AKP’li de olsa ve o hükümetin dışişleri bakanlığını da yapmış olsa, sonuçta masanın bu tarafına geçiyor. Cumhurun başı, milletin başı tarafsız olacaktır, politikacı gibi davranmayacaktır diye bekledim. O da benim iyi niyetimdi belki. Bu şekilde öngörseydim aday olmazdım. Prof. Füzün kendisini hiç saklamadı çünkü ve seçim süresince ’Benim ailem AKP’ye yakın, Başbakan bizim evimizde gelir kalır, benimkiler gider orada kalır’ dedi. Tabii ki bu olabilir ama bunlar üniversitedeki rektörlük seçiminde önemli olacak mıydı? Üniversite öğretim üyelerinin gözünde olmadı. YÖK’ün gözünde de olmadı. Öyleyse Cumhurbaşkanı’nın gözünde de olmaz diye düşündüm.
* AKP de yüzde 47 oyla seçildi. Siz de yüzde 47 oyla seçildiniz...
Ne garip, kaderin cilvesi işte. ’Milletin iradesi’ diyorlardı. ’Az oyun çok oyu altettiği hangi demokraside görülmüştür’ diyorlardı. ’Azınlığın çoğunluğa tahakkümü’ diyorlardı. Ee o zaman? Beni de milletin iradesi seçti, ben de sandıktan çıktım. AKP’den farklı bir taraf da şu bana yüzde 47 oy verenlerin en küçüğü 35 yaşında ve hepsi en az üniversite mezunu. Ben o yüzde 47’yi aldım.